Fehmi Koru: Erdoğan doğru söylüyor, depremin vurduğu iller arasında belediyenin partisi açısından “gariplik” farkı yok

* Fehmi Koru

AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün, partisinin Hatay’da düzenlediği aday tanıtım toplantısında, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa, o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” demişti ya, dün de o dediğini eleştiri konusu yapanlara cevap verdi.

Dün dediği de şu:

“Birileri çıkmış Hatay’daki aday tanıtım toplantımızda söylediğimiz, hükümetle yerel yönetimlerin işbirliğine işaret ettiğimiz ifadelerin üzerinde tepiniyor. Halbuki; yıllardır şu hakikati sürekli kamuoyunun dikkatine getiriyoruz: Hükümet olarak biz, hangi partiden olduğuna bakmaksızın tüm belediyelere bütçeden almaları gereken payı eksiksiz gönderdik, gönderiyoruz.”

Bu sözleri ile, Erdoğan’ın, bir gün önce sarf ettiği sözlere açıklık getirdiği düşünülüyor.

Ve tabii, ilk sözlerini eleştiri konusu yapanlara da ikincinin cevap teşkil ettiği…

Görüyorsunuz, ben burada, her iki açıklamayı da dikkatinize sunmuş oldum.

Erdoğan’ın ilkini düzeltmek için yaptığı ikinci açıklaması, dün burada değindiğim bir gerçeği, vurgulamaya imkan veriyor.

Açıklayayım:

Depremin kötü vurduğu, binlerce insanımızın hayatını kaybettiği Hatay için, Erdoğan, ‘garip kaldı’ demişti…

Tek ‘garip kalan’ deprem görmüş ilimiz, Hatay değil.

Depremin merkezi olan Kahramanmaraş da, aradan geçen bir yılda, yeniden inşa edilemedi. Depremzedelerin büyük çoğunluğu prefabrike evlerde yaşıyor; çadırda kalmaya devam eden bir azınlık da var. Kahramanmaraş’ta da, bir yıl içerisinde teslim edileceği sözü verilen deprem konutlarının, ancak onda biri bitirilebildi.

Adıyaman’da da durum, diğer iki ilden -Hatay ve Kahramanmaraş’tan- pek farklı değil…

Hatay depreme belediye başkanı CHP’li iken yakalandı; Kahramanmaraş ile Adıyaman’ın ise belediye başkanları AK Partili. AK Parti her iki ilde seçmenlerin üçte ikisinin oyunu alıyor…

Gerçekten de üç il arasında pek bir fark yok; üçü de depremden gördükleri büyük zararın giderilemediği illerimiz…

Bazılarının “Bir yılda daha ne yapılabilirdi” tesellisine sarıldığının farkındayım.

Uyarayım: Çok şey yapılabilirdi.

Literatüre ‘Gölcük depremi’ olarak geçen Yalova, Sakarya ve İstanbul’da da kahredici etkisi hissedilmiş olan 17 Ağustos 1999 tarihli büyük depreme, ailemle birlikte, Yalova’da, Çınarcık’ın bir köyündeki yazlık evimizde yakalandık.

Depremin sarsıntıları başladığında, ben, aracımla İstanbul’daki bir davetten dönüyordum ve Yalova’daki heykele yaklaştığımda, binaların çatısının göz hizama indiğini gördüm.

Korkunç bir depremdi.

Onbinlerce insan, aynen 6 Şubat 2023’te 11 ili sarsan depremde olduğu gibi, ağır hasar görmüş veya yıkılmış evlerine dönemedi, bir süre çadırlarda, daha sonra prefabrike evlerde yaşamak zorunda kaldı.

Ardından hazırlanan titiz bir rapora göre, depremde 18 bine yakın insanımız hayatını kaybetmiş, 100 bine yakın konut yıkılmış veya ağır hasar görmüş, 40 binden fazla prefabrike evde 150 bine yakın insan barındırılmak zorunda kalınmıştı.

Depremi Yalova’da yaşadığım ve sonradan da sıkça yine gittiğim için, depremin acılarının giderilmesi çabalarını yakından müşahede etmiştim.

Prefabrike evler hızla yapılıp çadır görüntüleri ortadan kaldırılabilmiş, deprem evleri için ayrılmış bölgede başlatılan inşaatlar da kısa sürede bitirilmişti.

Yalova’dan Çınarcık’a doğru yol alınırken, Koruköy yakınlarına gelince sol tarafa bakın, orada inşa edilmiş sıra sıra binaları göreceksiniz.

Tarihe dikkat ettiyseniz, o depremin üçlü koalisyon hükümeti döneminde yaşandığından haberiniz vardır.

25 yıl önce üç partili koalisyon döneminde yapılabilen, günümüzde mazeretler ileri sürülerek başarılamıyor.

Deprem felaketinin 6 Şubat 2023’te vurduğu iller arasında ‘gariplik’ farkı olduğunu ben de sanmıyorum.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x